Sizin hayalleriniz..,Bizim işimiz. Pardus... Özgürlük İçin...
Hosgeldiniz! e-posta: shabidyn@yahoo.com
Milliyet Yorumlar Hürriyet Yorumlar Site Hakkında

SON MAKALELER

(25-Aralık-2007)Shabidyn

DÜŞÜNCELERİMİZİ BULANDIRAN YANLIŞ SORU VE SÖYLEMLERE DOĞRU YANITLAR


Günümüz Türkiye’sinde kullanılan ve düşünce şekillerimizi etkileyen pek çok yanlış kalıp mevcut. Gerek eğitim sistemimizin yetersizliği neticesinde, gerekse yönlendirilmiş yalaka medyanın bazı paravan köşe yazarlarının yalan yanlış yazıları, TV programları halkımızın özellikle de gençlerin beyinlerini yıkıyor. Kullanılan kalıpları: yanlış önermeler, yanlış sorular ve yanlış söylemler olarak niteleyebiliriz. Bu yazıda yanlış önermelerin doğruları verilecektir. Konuyu ele alırken Emre Kongar’ın “Tarihimizle Yüzleşmek” kitabından (kendisinin özel izniyle) alıntılar yapıldı. Mevzu hata kaldırmayacağı için bir uzmanın görüşünü almak gerçekten önemli hale geliyor. Bu soruların ve söylemlerin doğru yanıtlarına dikkat etmekte fayda var. İstifadenize sunuyorum,

Tarihsel ve güncel gerçekleri saptırmak isteyenler, kimi zaman mantık açısından yanlış düzenlenmiş sorular sorarak, düşünce sistemimize ambargo koymak isterler. Mantıkta, bu sorulara örnek, "Eşinizi sadece Cumartesi günleri mi döversiniz?" biçimindedir. Bu soruya evet de deseniz, hayır da deseniz, soru eşinizi dövdüğünüz varsayımı üzerine kurulu olduğundan, bunu onaylamış durumuna düşersiniz.

Yanlış soru: Madem Çanakkale Muharebesi'ni kazandık niçin hala azgelişmişiz?

Doğru yanıt: Çanakkale zaferi ile azgelişmişliğimiz arasındaki ilişki ünlü Amerikan şakasındaki "fil ile maydanoz arasındaki benzerlik" gibidir:

Her ikisi de bisiklete binemez; yani aralarında hiçbir ilişki yoktur.

Çanakkale Muharebesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenildiği, yıkıldığı ve işgal edildiği Birinci Dünya Savaşı'nın bir muharebesidir; muharebe kazanılmış ama savaş kaybedilmiş ve imparatorluk sona ermiştir.

* * *

Yanlış soru: Ordudan yana mısın orduya karşı mısın?

Bu soruya "yanayım" diye yanıt verseniz de, "karşıyım" deseniz de suçlama hazırdır.

"yanayım" diyenler faşist, "karşıyım" diyenler "vatan hainidir."

Oysa sorunun mantığı yanlıştır, böyle soru sorulamaz.

Doğru yanıt: Ben bağımsızlıktan ve demokrasiden yanayım; ordunun ne yaptığına bakarım; bağımsızlığımızı ve demokrasimizi koruyan, geliştiren eylemlerden yanayım, bağımsızlığımıza ve demokrasimize zarar veren eylemlere karşıyım biçiminde olmalıdır.

* * *

Bugün gazetelerde, dergilerde ve televizyonda özellikle saptırılan birçok söylem var.Bunlar daha çok dinci politikacıların ve onlara destek veren köşe yazarlarının ürettiği söylemler. Düşünce iklimimizi belirleyen egemen görüşlerin desteklediği, tarihsel ve mantıksal içeriğini tersyüz ederek değiştirdiği bu söylemlerin içyüzlerini açıklamak gerekir.

Tersyüz edilmiş ve kötüye kullanılan üç söylem var:

Birinci söylem, "Değişmeye direnen statükocu kafa."

İkinci söylem, "Tepeden inmeci Jakoben görüş."

Üçüncü söylem, "Halk neylerse güzel eyler."

Bu üç söylemin de günümüzdeki özel kullanılışları tam bir demagoji(lafebeliği) örneğidir. Şimdi kısaca bu söylemlerin gerçek içeriklerine ve nasıl saptırıldıklarına bakalım.

* * *

"Değişmeye direnen statükocu kafa" esas olarak, mevcut yapıyı değiştirmek isteyenlere karşı çıkanları belirtir. Yani bir grup, mevcut üretim ilişkilerini, siyasal yapıyı değiştirmek istemektedir.

Örneğin dinci padişahlıktan laik Cumhuriyet'e geçmeye çalışmaktadırlar.

"Statükocu kafa", yani mevcut durumu savunanlar buna karşı çıkarlar.

Peki, bu söylem nasıl saptırılıyor?

Eski yapıya geri dönmek isteyenler, yeni getirilmiş olan düzeni eskiye doğru değiştirmek istiyorlar ve buna karşı direnenleri, "statükocu" diye suçluyorlar. Yani siz laik cumhuriyet rejimini kurmuşsunuz ama dinci padişahlığa geri dönmek isteyenler, bunu değiştirmek istiyorlar ve bu geriye gidişe karşı çıkanları da "statükocu" diye suçluyorlar.

İşin eğlenceli yanı, gerçek statükocuların, değişmeden yana olan ve bunu kurumlaştırmak, geriye dönüşü engellemek isteyenleri statükocu olarak nitelemeleridir.

* * *

Gelelim, "Tepeden inmeci Jakoben görüş"e.

Bu söylem, halka kendi doğrularını zorla kabul ettirenler için kullanılır. Geniş halk kitleleri genellikle dinci ya da milliyetçi çizgilerini kolay değiştirmediklerinden, tarihteki bütün demokratik ve laik devrimler (İngiltere'deki dahi) böyle yukarıdan aşağı, bir anlamda Jakoben yöntemle yapılmıştır.

Tabii demokrasi yerleştikten sonra, "tepeden inmecilik" terk edilmiş ve haklı olarak anti-demokratik bir yöntem diye reddedilmiştir.

Peki, bu söylem nasıl saptırılıyor?

Laik ve demokratik ilkeleri savunanlar, bu ilkelerden sapmayı kabul etmedikleri için, demokrasiyi ve laikliği değiştirmek isteyenler, onları "halkın isteklerine karşı çıkan" "tepeden inmeci, jakoben" kimlikli kişiler olarak niteliyorlar. Yani çoğulculuğu ve inanç özgürlüğünü devletin güvencesi altında tutmak isteyenler, bu görüşlerinden ödün vermedikleri için, anti-demokratik olmakla suçlanıyorlar. Demokrasiden sapma özgürlüğünü kabul etmemek, demokrasi yerine din devleti kurmak isteyenler tarafından "anti-demokratiklik, tepeden inmecilik ve Jakobenlik" diye suçlanarak saldırıya uğruyor.

İşin eğlenceli yanı, halkın demokratik hak ve özgürlüklerini güvence altında tutmak isteyenlerin, demagoglar tarafından tepeden inmeci diye suçlanmalarıdır.

* * *

"Halk neylerse güzel eyler" söylemi ise, demokrasinin çoğunluğun diktatörlüğüne doğru saptırılmasının en güzel örneğidir. Biliyoruz ki, demokrasiyi, çoğunluğun diktatörlüğünden ayıran en önemli ölçüt, çoğunluk dışında kalan görüş, inanç ve düşüncelerin de yaşamalarının ve hatta iktidar olma haklarının korunmasıdır. "Halk neylerse güzel eyler" söylemi, demokrasinin, çoğunluk yönetimi ilkesini temel alarak, azınlıkta kalanların haklarını yani demokratik düzeni, muhalefeti ve dolayısıyla dine yönelen bir tarım toplumunda veya dinci siyasetin egemen olduğu bir yapıda laikliği yok eden bir görüştür. (Demokrat Parti dönemini demokrasinin nasıl "çoğunluk diktatörlüğüne" dönüştürüldüğüne bir örnektir)

İşin eğlenceli tarafı, demagogların, yani halkın duygularını okşayarak onlara gerçek dışı şeyler söyleyerek kendi yanlarına çekmek isteyenlerin, halkın çıkarlarını korumak isteyenleri, halk adına suçlamalarıdır.

Unutmayalım, seçim, demokrasinin önkoşuludur, gereklidir ama bir demokrasi için yeterli değildir, demokraside temel hak ve özgürlüklerin çoğunluğa karşı da güvencede olması gerekir.

Hangi görüşte olursanız olun, görüşlerinizi savunurken ne denli gerçekçi, ne denli doğru bilgilere dayalı, ne denli bilimsel olursanız, yanılma olasılığınız o denli azalır, ikna gücünüz o denli artar.

Esenlikler.

ÖNCEKİ MAKALELER

SEÇME YAZILAR

TEKNOLOJİ

TAVSİYE SİTELER

Merak ettiğiniz sorgulamalar... En kapsamli Beşiktaş yaşam ve firma rehberi, 2008... İlk Kurşun İzmir'de Ocak 2006'dan beri aylık yayımlanan Atatürkçü gazetedir